Archive for the ‘altı aylık bebek kahvaltısı’ Category

yenidoğan bebek beslenmesi,    hamilelik döneminde bebek gelişimi,    prematüre bebek kıyafetleri,    altı aylık bebek kahvaltısı,
 
1.AY BEBEK GELİŞİMİ
İşte bebeğiniz nihayet evde! İlk işiniz onu yeni yerine yerleştirmek olacaktır şüphesiz. Yeni doğum yapan kadınlar genelde iki durumla karşı karşıyadır: ya akrabalardan gereğinden fazla(!) yardım teklifi gelir veya yeterli yardım alınamaz. Doğrusu ise sadece bir kişinin sizinle kalıp yardım etmesi (yardımcınız, ya da ailenizden birisi) ve diğerlerinin bebeği sadece görmek için gelmesidir.
Gelen misafirlerin öneri ve tavsiyelerini gülümseyerek ve teşekkürle cevaplamalısınız ancak size verilen her tavsiyeyi uygulayabilmeniz mümkün değildir. Her ne kadar sizi düşünüyor olsalar da siz doğru hissettiğiniz şeyleri yapmalısınız. Eğer endişeleriniz varsa, bunları doktorla veya çok güvendiğiniz biriyle paylaşın. Ailenizin normal karşılayacağı, fakat sizi endişelendiren bazı aksilikler yaşayabilirsiniz. Ancak unutmayın ki “standart bebek” diye bir şey yoktur. Bebeğinizin beslenme, uyuma veya ağlama alışkanlıkları arkadaşlarınızın bebeklerinden çok farklı olabilir.

Sonraki üç hafta boyunca, bebeğinizin görünüşü değişmeye devam edecektir. Doğduğunda, örneğin, gözleri muhtemelen birbirine yakındır ve şaşı bakmaktadır. Bebek kısa bir sürede 12 adet olan göz kaslarını kontrol etmeye başlayarak, bakışlarını istediği gibi odaklamayı öğrenir. Ve bu arada bebeğinizin ileride göreceğiniz kişilik özellikleri de ilk sinyallerini verir: sessiz veya gürültülü; ya da hareketli veya sakin.

Ayın ortalarına doğru bebeğiniz artık muhtemelen beslenme zamanlarını bir düzene koymuş olacaktır. Eğer şanslıysanız, ay sonuna doğru bebeğiniz geceleri aralıksız 6 saat uyur. Ancak bu dönemdeki bebeklerin çoğu, gece-gündüz, her iki üç saatte bir emzirilmek ister; bu yüzden rahat bir uyku çekememek sizi korkutmasın. Yakında uyuyabileceksiniz! Uzmanlar bu dönemdeki bebeklerin, uygun zamanlarda beslenmek yerine aç olduklarında beslenmeleri konusunda hemfikirdirler; bu yüzden bebeğiniz eğer sabahın üçünde beslenmek istiyorsa, bu ihtiyacını karşılamanız gerekmektedir.

Bebekler bu ilk dönemlerde fazla hissedilmeyen bazı hafif uyarılara odaklanırlar ve yüksek sesler, karmaşık görüntüler ve buna benzer dış olaylara karşı algılarını kapatırlar. Bu yüzden bu dönemde bebek uyurken evi sessiz tutmaya çalışmak yersiz bir çabadır. Bunu yapmak onun şimdiden sessiz bir ortam aramasına ve hayatının sonraki bölümlerinde sesli ortamlarda uyumakta zorlanmasına neden olur.

Yeni doğan bebekte farklı refleksler gözlemlenebilir. Bunların en ilginçlerinden biri “eskrimci pozisyonu”dur. 12 haftadan küçük bir bebek sırtüstü yatırıldığında bir kolunu kafasını çevirdiği yöne doğru uzatır ve diğer kolunu da kafasına veya omzuna yakın olacak şekilde kıvırır; tıpkı bir eskrimci gibi.
Her ne kadar bebek hareket eden bir nesneyi seyredecek kadar kafasını çevirebilse de, bunu yapmayı henüz akıl edemez – eğer nesne göz hizasının dışına çıkmışsa, o artık bebek için “yok olmuş” demektir. Bunun yerine bir desen veya hareketsiz bir nesneye uzun süre bakmayı tercih eder. Siyah-beyaz renklerden oluşan nesneleri uzun süre izler çünkü kontrast renkler ilgisini çekmektedir. (Bebekler doğduklarından itibaren birkaç hafta benzer renkleri ayırt edemezler). Bebek yakını en iyi görür, bu yüzden oyuncaklar 50 cm’den uzakta olmamalıdır. Kafası genelde yana dönük durduğundan oyuncakların tepeden değil, yatağının kenarından sarkması daha uygun olacaktır.

Bebek özellikle de anne ve babasının yüzlerini incelemekten çok hoşlanır. Her ne kadar tüm yüzü anlamaya çalışacaksa da saç ve yüz kontrast renklerde olduğundan genelde saçlara odaklanır. Artık ufak ufak oyunlara başlayabilirsiniz. Ona hafifçe şarkı söyleyin veya konuşun; size cevap veremeyecektir ancak dinlemek çok hoşuna gider. Ağzınızın hareketlerini seyretmek, yine ağzınızla yüzünüzün diğer uzuvları arasında renk farkı olduğundan, onu keyiflendirecektir.
Bazen, bebeğin ağzının köşelerinin sanki gülermiş gibi yukarı kalktığını göreceksiniz. Genelde bu hareketler bebek uyurken veya uykuluyken olur ve göz kırpmalarıyla devam eder. Kaslar henüz kontrol altında değildir ve bu yarım gülüşler, çok sevimli olsa da henüz sadece birer reflekstir.
Yeni anne-babalar kendilerine endişelenecek pek çok neden bulurlar. Burada sadece birkaçını ele alacağız ancak bundan önce ufak bir uyarı yapmakta yarar görüyoruz: eğer bebeğinizin sağlığı ile ilgili endişeleriniz varsa, hemen doktorunuzu arayın. Sorularınızın saçma bulunacağı korkusuna kapılmamalısınız..
Hastanedeki hemşire veya doktor size göbek bağı ve, eğer erkek çocuğunuzu sünnet ettirdiyseniz, penisinin bakımı ile ilgili bilgi vermiştir. Göbek bağı genelde ikinci haftada düşer; çok ender de olsa, 3. haftada düştüğü de olur. Göbek bağı tamamen düşmeden bebeği küvette yıkamaya başlamayın çünkü o bölgenin kuru kalması yaranın daha çabuk iyileşmesini sağlayacaktır. Sünnet edilen bölgeye vazelin veya yağlı bir krem sürüp üzerini pamuk ya da gazlı bezle kapatarak alt bezinin sünnetli bölgeye yapışmasını önleyebilirsiniz.
Şiş göğüsler ve göğüslerden hafif süt akması hem kız,hem de erkek bebekte görülebilir. Bazı kız bebeklerin vajinal bölgelerinde hafif bir kanama olabilir. Bunların tümü, anneden geçen hormonların bebeğin vücudundan atılmasıyla kaybolacaktır.

Bebeğinizin yüzünde veya diğer bölgelerinde ufak sıyrıklar, tırmık izleri farkedebilirsiniz. Bu, artık tırnak kesme zamanının geldiğini göstermektedir. Tırnakları bebek uykudayken kesmek işinizi kolaylaştırır.
Bebeğinizin alnında, göz kapaklarında veya boynunun arkasında rastladığınız kızarıklıkların çoğu kalıcı değildir. Genelde doğumda görülmekle beraber, ilk ay içinde de oluşabilir. Bu kızarıklıklara bebeğin neredeyse şeffaf olan cildinde, yüzeye yakın duran kılcal damarlar neden olur ve genelde bebek ağlarken kızarıklıklar daha da belirginleşir. Bebeğiniz 3-4 yaşına geldiğinde bu izler tamamen kaybolacaktır.

Bebeğinizin ‘bıngıldak’ dediğimiz, kafasının üstündeki yumuşak bölge hakkında gerekli bilgileri doktorunuzdan almış olmalısınız. Bu yumuşak doku bebeğin hızla büyüyen beyninin yeterince genişlemesine olanak tanımaktadır. Bir tanesi alnının üzerinde, diğeri ise kafatasının daha arkasında bulunur. Alnın üzerindeki 18 ay içerisinde, daha tepede ve arkada olanı ise ilk 3 ay içerisinde, yani beynin gelişiminin çoğu tamamlandığı zaman kapanır. Vücudunun diğer bütün kısımlarını yıkadığınız gibi bu bölgeyi de yıkamanızda hiçbir sakınca yoktur.
Bu yaştaki bebeklerin dışkılarının rengi ve düzensizliği birçok ebeveyni endişelendirir. Doğum sonrası ilk iki hafta içinde bebeğin dışkısı ana karnındayken bağırsaklarına dolan ve mekonium denilen yeşilimsi yapışkan bir sıvıdan oluşur. Bağırsak normal çalışmaya başladıkça dışkının rengi açılır ve görünümü değişmeye başlar.

Dışkının rengi her bebekte farklılık gösterir ve özellikle anne sütü ya da mama ile beslenmesi dışkının rengini etkiler. Anne sütü emen bebek açık sarı ile sarımtrak turuncu bir dışkıya sahipken, mama alan bebek kahverengimsi veya gri renkli dışkı çıkarır. Hemen tüm bebeklerin, salgıladıkları günlük safra miktarına bağlı olarak dışkılarında yeşillik ya da hazmedilmemiş sütün neden olduğu beyazlık görülür. Dışkının kıvamı yumuşaktan, sulu dışkıya kadar çeşitlilik gösterebilir. İlk ayın sonunda bebeğiniz için hangi durumun normal olup olmadığını anlayabileceksiniz.

Hemen hemen tüm bebekler beslenmeden sonra kusabilirler ancak bazısı her beslenmeden sonra fazla miktarda kusar. Bu durum genelde ebeveynlerde endişe yaratır. Fakat bu noktada önemli olan bebeğin yeterli derecede kilo alıp almadığıdır. Eğer kilo alıyorsa, bu bebeğinizin yeterli besini bünyesinde tuttuğunu gösterir. Bu gibi durumlarda her beslenmeden sonra bebeği yarı oturur pozisyonda, yani 45 derece dik tutmak kusmasını engellemeye yardımcı olabilir. Bunun dışında, örneğin ufak delikli biberonlar kullanarak bebeğinizi daha yavaş beslenmeye teşvik edebilirsiniz. Eğer bunu kabul ederse (ki bazı bebekler etmez) her beslenmeden sonra 3-4 defa gaz çıkarmasına yardımcı olmalısınız.
Kendinizi inandırmanız ve rahat olmanız gereken bir nokta daha var: bütün bebekler ağlar. Konuşana kadar bebek, dönem dönem sıkıntılar yaşar ve bunların bir kısmının nedeni anlaşılamaz. Ayın ikinci yarısında sık sık sizi ürküten ağlama krizlerine yakalanabilir; bunlar genelde ev içi gerilimin en yüksek olduğu akşam saatlerine denk gelir. Bu ağlamalar moral bozucudur, ancak normaldir.
Ağladığında bebeği ağlatmak yerine onu kucaklayın. Omzunuza yatırmak, kollarınızı onun beline dayayarak aşağı sarkıtmak (uçak pozisyonu da denir) ya da bebek arabasında sallamak gibi değişik pozisyonlar deneyerek hangisinin onu daha çok rahatlattığını keşfedin. Eğer kucağa almak işe yaramıyorsa; bebek yemeğini yemiş, gazını çıkarmışsa, altı temizse ve üşümüş veya terlemiş durmuyorsa onu kısa bir süre için yatağında bırakmanızda hiçbir sakınca yoktur. Özellikle kendinizi yorgun ve bitkin hissettiğiniz zamanlarda, bu ufak mola her ikinize de iyi gelebilir.

Eğer çok karşı değilseniz, emzik iyi bir yatıştırma aracı olabilir. Yeni doğmuş bebekler için parmak emmekten daha iyi bir yatıştırıcı görevi görür. Bebeklerin çoğu, beslenme dışında da emme ihtiyacı duyarlar ve bu bebek için rahatlamanın en klasik yoludur.

1.AY DÖNÜM NOKTALARI

SOSYAL

. Bebeğin görüş mesafesi sınırlı olduğundan, ebeveynin yüzü kendine 50cm’den yakınsa gözleri ebeveynin yüzüne odaklanır.
. Göz teması başlar.
. Karşısındaki yüzü
incelerken sessizleşir.
. Birini sıkıca tutabilir.
. İnsan sesi duyduğunda tepki verir.

FİZİKSEL

. Kol, bacak ve el hareketleri hala reflekslerden oluşur.
. Aniden irkilir (Moro Refleksi).
. Anne sütü alsa da almasa da göğüse yaslanmaktan hoşlanır ki bu da başka bir reflekstir.
. Genelde elleri yumruk şeklindedir.
. Yüzüstü yatarken başını hafifçe yana doğru çevirir.
. Oturma pozisyonuna getirildiğinde kafasını belkemiğinden üste doğru tutar.
. Bir şeye bakar ancak ona uzanmaz.
. Bir nesneyi görmek için gözlerini yanlara doğru kaydırabilir.
. Parmakları açıkken bir oyuncak veya çıngırağı kavrayabilir, ancak çabucak düşürür.

ZİHİNSEL

. Uyanık olduğu 10 saatlik süre içinde bazı anlar algılaması daha açıktır.
. Uyanık olduğu zamanın çoğunda sakin ve tepkisiz görünür.
. Birkaç dakika aralıkla gördüğü bir nesneyi hatırlayabilir.
. Doğumdan önce bildiği anne sesini ve kokusunu tanır.
. Yardım istemek için ağlar.

 GEBELİK DÖNEMİ, bebeklerde ay ay gelişim,    bebeklerin haftalık gelişimi,    altı aylık bebek kahvaltısı,    6 aylik bebek kilosu,

GEBELİKTE VÜCUTTA OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Hamile kaldığınız andan itibaren, hormonlarınız bebeğinize güvenli ve büyümeye elverişli bir ortam hazırlayabilmek için vücut sisteminizi değiştirmeye başlar. Bebeğiniz için gerekli olan bu değişimler size baş ağrısı, mide bulantısı veya sırt ağrısı gibi rahatsızlıklar verebilir.
Dahası, bu değişim fiziksel ve duygusal yorgunluğa da neden olabilir. Ancak birçok anne adayı gibi siz de büyük bir olasılıkla bu rahatsızlıkların sadece bir kısmını yaşayacaksınız. Bunların çoğu doğumdan kısa bir süre sonra kaybolacaktır. İşte bu esnada kendinizi daha iyi hissedebilmeniz için size bir kaç basit ipucu vermek istiyoruz.
Rahat Bir Nefes
Hamileliğinizin son üç aylık döneminde bebeğiniz boyunun yaklaşık iki katı kadar uzarken, ağırlığının da üç katı kadar kilo alacaktır. Vücudunuzun doğal olarak, bu büyümeye yer açması gerekecektir. Bu şekilde genişleyen rahminiz midenizi ve diğer organlarınızı yukarı doğru iter. Böylelikle ciğerlerinizin ve diyaframınızın nefes almak için kullandığı alanı daraltır. Bunun sonucunda da nefes almakta zorluk çekersiniz. Ancak bu durum sizi endişelendirmemeli; göğüs duvarı kaslarınız bu durumu telafi etmek için daha fazla çalışır. Bu sayede siz ve bebeğiniz ihtiyacınız olan oksijeni alabilirsiniz. Bu rahatsızlığı gidermek için şu hareketleri deneyebilirsiniz:

-Kollarınızı aşağı doğru sarkıtarak durun.
-Kollarınızı kenarlara doğru açarak yavaşça nefes alın.
-Kollarınızı yavaşça aşağı indirirken nefesinizi verin.
-Bu egzersizi aralarda bir kaç nefes alarak 5 kez tekrarlayın.
Ödem
Hamilelik sırasında kan basıncı aşağı yukarı %40 artar, bu da dolaşım sisteminizin normalden daha fazla çalışmasını gerektirir. Kan hacmindeki artış dolaşımınızı bazen yavaşlatabilir, bu yüzden hamileliğin sonlarına doğru oluşan bir miktar şişkinlik normal sayılmaktadır. (Ancak elleriniz ve bileklerinizde oluşan şişkinlik, ellerinizi 30 dakika yukarıda tuttuktan sonra azalmıyorsa doktorunuza danışmalısınız). Bilekler ve ayaklar en çok şişen yerlerdir çünkü bebeğin ağırlığı “pelvis” adı verilen leğen kemiğindeki damarlara baskı yapar ve kanın ayaklardan kalbe gidişini yavaşlatır. Bu durumda günde 8-10 bardak su içmek sıvı dolaşımına imkan sağladığından, vücudunuza iyi gelecektir. Alabileceğiniz diğer önlem ise en az bir saat olmak üzere günde iki kez bir tarafa doğru yatmak, ayakta ya da oturarak aynı pozisyonda yarım saatten fazla kalmamak olabilir. Gün içinde ufak tefek egzersizler için kendinize zaman ayırın. Örneğin kısa mesafeli yürüyüşler yapın ve oturduğunuz yerden bileklerinizle daireler çizin. Hatta sallanan sandalyede hafifçe sallanmanın bile yararını görebilirsiniz. Yan yatmak da dolaşımınızı düzenleyecek ve şişmeyi önleyecektir.

Sık sık pozisyon değiştirmek de varis oluşumunu en az egzersiz yapmak kadar önler. Aldığınız kilolar dolaşım sisteminize baskı uygular ve artan kan yoğunluğunuz damarlarınızın şişmesine neden olur. Hamileliğinizin son dönemlerinde sırtüstü yatmaktan kaçının çünkü sırt üstü yatmak şişmeyi artırıp baş dönmelerine neden olabilir.

Eğer bacaklarınız ağrıyorsa özel hamile çorapları veya varis çorapları giyin. Bu çorapları sabah kalkar kalkmaz, yani kan ayak bileklerinize ve ayaklara toplanmadan önce giymelisiniz. Aksi takdirde, çorabın baskısı kanın bacaklardan ve ayak bileklerinden yukarı çıkışını daha da zorlaştıracak, bu da size daha çok ağrı verecektir. Eğer çoraplarınızı ancak iş sonrası ya da günün geç saatlerinde giyebiliyorsanız ilk önce ayaklarınızı 15-20 dakika yukarı kaldırıp duvara dayayın ve
çoraplarınızı giyerken de mümkün olduğunca yukarıda tutmaya gayret edin.
Hemeroid (basur)
Anal (rectum) bölgede baskıdan ve dolaşım eksikliğinden dolayı oluşan genişlemiş damarlardır. Bunlara rektal çıkışın kenarlarında rastlanabildiği gibi daha içeride de oluşabilirler. Hemeroid acı verebilir ya da herhangi bir baskıda kanayabilir. Hemeroid olan bölgeyi ılık suya tutarak veya soğutulmuş pamuk topları ile kompres yaparak rahatsızlığınızı belli ölçüde azaltabilirsiniz.
Pelvik Baskı
Dolaşım bozukluğu sonucu karşılaşabileceğiniz diğer bir rahatsızlıktır. Kadınlar bu ağrıyı genelde bir ağırlık, hassasiyet ya da bir darbe acısı olarak tarif ederler. Aslında kan, pelvik bölgeye baskı yapmaktadır. Ilık bir duş alarak veya o bölgeye soğuk kompres yaparak rahatlayabilirsiniz.
Bir takım egzersizler de bu rahatsızlığı azaltabilir. Vajina etrafındaki kasları 3-5 saniye kadar sıkın ve bırakın. Kalça ve karın kaslarınızı sıkmadan yapmaya çalışın ve gün içinde her iki satte bir 5-10 kez yapın. Zamanla bu kasılma hareketlerini 10-15 saniyeye çıkarabilirsiniz.
Sırt Ağrıları
Hamilelik kaslarınızı olduğu kadar eklem yerlerinizi, sinirlerinizi hatta kemiklerinizi de etkilediğinden sırt ağrılarına ve ara ara saplanan kramplara neden olabilir. Bu ağrılarla başa çıkabilmek için vücudunuzda meydana gelen değişiklikleri anlayabilmeniz gerekir.

Sırt ağrılarının nedeni bebeğin artan ağırlığı ve annenin karın kaslarının yeterli olmamasıdır. Hamileliğin ilk yarısında fetus annenin kalça kemikleri üzerinde oturur, bu kemikler ağırlığın belli bir bölümünü rahatlıkla taşıyabilecek durumdadırlar. Ancak bebek büyümeye devam ettikçe çoğu kadında karın bölgesi kasları gevşer, zayıflar ve aşağıya doğru bir baskı oluşur ve bu durum omurganın alt bölgesini zorlamaya başlar.

Sırt ağrılarını önleyebilmek için omuzlarınızı sürekli arkada ve aşağıda tutun, karnınızı da içeri çekin. Eğer hamile eğitimine gidiyorsanız, eğitimci size basit bazı karın hareketleri gösterecektir. Bunun dışında yüksek topuklu ayakkabı giymekten, uzun süre ayakta durmaktan ve sırtüstü yatmaktan kaçının.

Hafif gerinme egzersizleri ağrılarınızın azalmasını sağlayacak ve kaslarınızın gevşemesine yardım edecektir. Eğer uzun süre ayakta kalmanız gerekiyorsa bir ayağınızı biraz daha yüksekte tutmaya çalışın. (Örneğin bir ayağınızı alçak bir tabureye dayayın). Ayrıca ağrıyan bölgeye soğuk kompres veya masaj yaptırabilirsiniz.

Bir tarafınız üzerine yatarak dinlenebilir veya iki bacağınız arasına yastık koyarak karın bölgenizi dinlendirebilirsiniz.
İsterseniz yattığınız yöne doğru ufak bir yastık koyarak da kollarınızın bunun üzerinde rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Birkaç denemeden sonra doğru pozisyonu bulduğunuzda sabahları daha az ağrı ve daha fazla enerji ile uyandığınızı fark edeceksiniz.
Kalça Ağrıları
Kalça ağrısı ya da diğer adı ile siyatik, hamileliğin son döneminde sıkça rastlanan bir başka sorundur. Hamile bayanlar bunu genellikle kalçalarda oluşan ağrı ya da kramplar olarak tarif eder. Bu rahatsızlığın nedeni siyatik sinirinin oluşturduğu baskıdır. Bu baskıya genelde hamilelik hormonlarının kalça eklemlerini serbest bırakıp, kalça kemiklerinin bebeğe daha fazla yer açılması için gevşemesi neden olur. Bebek genelde bir yana doğru yattığından, ağrılar çoğunlukla bebeğin yattığı taraftaki kalça üzerinde yoğunlaşır.

Bu baskıdan kalçalarınızı omuzlarınızdan yukarı doğru kaldırarak korunabilirsiniz. Bunu yapmanın en iyi yolu dizler ve eller üzerinde yani dört ayak üzerinde durarak başı ve omzu yastık üzerinde dinlendirmektir. O bölgeyi sıcak tutmak ve bölgeye masaj yapmak da yararlı olabilir. Bunun dışında şu basit hareketi öneririz: Bir iskemlenin 40-50 cm. arkasına geçin, destek olması için tek elinizle iskemlenin ucuna tutunun. Sandalyeye yakın olan bacağınızı dizinizi bükerek hafifçe kaldırın. Sonra diğer tarafa dönün ve diğer bacak için aynı işlemi tekrarlayın.
Bazı hanımlar hamileliğin son döneminde bacak krampları çekerler. Bu kramplar genelde uyurken ya da sabahları yatakta ayaklarınızı uzatırken gelir. Bu spazmlardan korunmak için şu uzanma hareketini yapmalısınız: Yerde bağdaş kurarak oturun. Kramp giren ayağınızı öne doğru uzatın. Aynı taraftaki elinizle mümkün olduğunca bacağınıza uzanmaya çalışın. Bu uzanma hareketini yatağa girmeden önce yaparsanız rahat edersiniz.
Eğer sık sık bacak krampları çekiyorsanız aldığınız kalsiyum miktarını araştırın. Bazı uzmanlar bu krampların kalsiyum eksikliğinden, bazı uzmanlar ise fazla kalsiyum ve fosfor alımından kaynaklandığını düşünmektedir.
Mide Yanması
Karında sürekli büyüyen bebeğiniz karnınıza baskı uygular ve bu baskı bazen hazımsızlığa yol açabilir. Yanma ve mide bulantılarından, sık ancak az miktarlarda yiyerek korunabilirsiniz. Ayrıca yağlı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmalısınız. Eğer mide yanmaları geceleri yoğunlaşıyorsa uzandıktan sonra iki saat bir şey yemeyin. Süt ürünleri ve kalsiyum hapları doğal anti-asitlerdir ancak fazla miktarda kullanmamak gerekir. Lütfen bu konuda doktorunuza danışın.
Kabızlık
genelde hamilelik ilerledikçe artar çünkü bağırsakların iyi çalışması için yeterli genişlikte yere ihtiyacı vardır, ama çocuk anne karnında büyüdükçe bağırsaklara baskı yapar. Bu sorunu önlemek ya da en azından hafifletmek için günde en az sekiz bardak sıvı içmelisiniz. Sıvı seçenekleri olarak su, meyve suyu ve limonatayı tercih etmelisiniz. Kafein içeren kahve, çay veya kolalı içeceklerden uzak durmalısınız. Bu tür içecekler vücutta gereksiz su toplaması yapar.
İdrar Kaçırma
Özellikle hamileliğin son aylarında çok fazla gülme, öksürme veya hapşırma sonrasında görülür. Daha önce pelvik baskı bölümünde anlattığımız hareketleri yapmanız bu durumu önlemek için yararlı olacaktır.
Karın Gerilmesi
Hormonlarınız vücudunuzun bebeği taşıyabilmesi için karnınızın büyümesine yardımcı olur. Ancak bazen fetus, sanki taşıyabileceğinizden fazla büyüyor gibi gelebilir. Ağırlık ve baskı hissedebilirsiniz. Göbek deliğinizde ağrı olabilir ve otururken rahatsızlık hissedebilirsiniz. Parmak uçlarınızla karnınızın alt bölgelerine masaj yapmanız sizi rahatlatacaktır. Ilık kompresler de göbeğinize iyi gelecektir.

Son üç aylık dönemde göğüslerinizde aşırı duyarlılık ve şişkinlik olur. Doğumdan önceki haftalarda vücudunuz kolostrum dediğimiz sıvıyı üretmeye başlar. Bu ilk önceleri yapışkan ve sarımtrak renkte olur, daha sonra doğum yaklaştıkça daha sulu ve beyazımsı bir görünüm alır. Hamileliğin son döneminde kolostrumun gelmeye başlaması bebeğiniz doğduğunda emzirmenize engel olmaz. Eğer göğüslerinizde akıntı sık oluyorsa sütyeninizin içine göğüs pedleri koymanız işe yarayacaktır.
Duygusal Değişimler
Her ne kadar hamilelik ve doğum son derece doğal olaylar gibi görünse de, bir bakıma normal yaşantınızdan biraz farklı ve özel bir durumdur da. Bu dönemde fiziksel olduğu kadar, ruhsal olarak da değişimler yaşarsınız.
Hamileliğin son döneminde yaşanılan en temel korku doğum korkusudur. Hamile eğitim merkezleri doğum sancısını azaltan egzersizler ve farklı nefes alma teknikleri gösterme konusunda yararlıdır. Ayrıca doğum deneyimi yaşamış annelerle konuşmak da sizi rahatlatacaktır.

Hamilelik çoğu kadında duygusal gelgitler yaratır. Bunların nedenleri tam olarak bilinmemekle beraber, hormonal ve diğer fiziksel değişimlerin yanısıra, eşinizin ve sizin hayatınızda meydana gelen değişimlerin de etkili olduğu düşünülmektedir. Hormonal değişimlere, vücudunuzdaki ağrı ve acılar da eklendiğinde kendinizi kötü hissetmeniz gayet doğaldır. Bir dakika sonra bebeğin bir tekmesi, radyoda sevdiğiniz bir şarkı veya izlediğiniz basit bir televizyon reklamı sizi güldürebilir.

Hayatınızda ve vücudunuzda oluşan onca değişimle bu gelgitleri yaşamanız gayet normaldir. Bazı hamileler, bu gelgitlerden dolayı “iyi bir anne” olamayacaklarını düşündüklerinden kendilerini suçlu hissedebilirler. Ancak genelde kendini sebepsiz yere “üzgün” veya “kötü” hissetmek hamilelikte normaldir. Duyduğunuz bu rahatsızlıkların görüntünüzle, seks hayatınızla , maddi durumunuzla veya kendinizi yalnız hissetmenizle de ilgisi olabilir. Böyle anlarda etrafınızdan alacağınız biraz moral desteği kendinizi çok daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Ancak bu ruh haliniz sürekli aynı şekilde devam ediyorsa ve normal yaşantınıza dönmekte çok zorluk çekiyorsanız, depresyonunuz daha ciddi boyutlarda olabilir. En kısa zamanda doktorunuzla görüşün. Size yardım edebilecek birileri mutlaka vardır.

En azından haftada birkaç kez, size ve bebeğe çok önem veren bir yakınınızla görüşün ve durumunuzu paylaşın. Her ne kadar eşinizle herşeyi paylaşmak çok değerli olsa da bazen farklı destek yerleri bulmak her ikinizin de kendini daha iyi hissetmesini sağlayacaktır. Bunun dışında sizin için önemli olan şeyleri ertelemeyin, hayatınız devam ediyor bu yüzden hayatınıza ara vermemelisiniz.

Hamileliğinizin bu son döneminde kendinize karşı biraz daha hoşgörülü olmalısınız. Unutmayın yeni bir insan dünyaya getiriyorsunuz, bu büyük bir iş ve siz bunun mutluluğunu yaşamalısınız.

Vücudunuz bebeği taşıyabilmek için sürekli genişliyor; bu yüzden daha önce yaşamadığınız kadar ağrı, acı ve stres yaşayabilirsiniz.
Vücudunuz, hamileliğinizin ilk üç ayından başlayarak, bebeğinizin rahatça büyüyebilmesi için, yoğun şekilde hormon salgılar. Bedeninizdeki bu yoğun tempo kendinizi yorgun hissetmenize neden olur. Son üç aya girildiğinde ise sık sık tuvalete gitmek, rahat oturma pozisyonu bulamamak gibi sorunlar uykusuz geceler geçirmenize neden olur. İşte size yorgunlukla baş edebilme yolları:

-Az miktarlarda olmak üzere sık yemek yiyin.
-Eğer doktorunuz vitamin desteği vermişse mutlaka kullanın.
-Sık sık yorucu olmayan yürüyüşler yapın.
-Fırsat bulabildiğiniz her an dinlenin.

Dört Altın Kural:

Sağlıklı ve rahat bir hamilelik dönemi geçirebilmek için şu kurallara dikkat etmelisiniz;
1. Her Gün 15-20 dakika serin ve gölgelik bir bölgede yürüyüş yapın.
2. Su, meyve suyu, süt gibi kafein, katkı maddesi veya renklendirici madde içermeyen içeceklerden günde 8-10 bardak için.
3. Sabahları ve akşamları en az birer saat bir tarafınıza doğru yatarak dinlenin
4. Gün boyunca az miktarlarda olmak koşuluyla 5-6 öğün yiyin.