Archive for the ‘küçük bebek beşikleri’ Category

küçük bebek beşikleri,    bebek bakıcısı izmir,    hamilelik hafta hafta gelişimi,    bebek odaları izmir,    oyun parkı ve beşik,

Riskli Gebeliklere Yakından Takip.
Yüksek riskli gebelikler, anneye, bebeğe ya da her ikisinin de bir arada olduğu gebeliğe ait bazı problemlerden kaynaklanabiliyor. Hangi nedenle olursa olsun, yüksek riskli gebelik grubuna giren hastaların daha yakından takibi gerekiyor

En Sevdiklerimiz

Yüksek riskli gebelikler anne ya da fetüs üzerine olumsuz etki oluşturabilecek bir hastalık ya da çevresel faktörlere bağlı gelişen klinik bir durum olarak tanımlanıyor. Ancak günümüzde uygulanan yöntemlerle, bebek henüz yaşama fonksiyonları kazanmadan bu risklerin belirlenmesi ve tedavilerin yapılması amaçlanıyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Yüksek Riskli Gebelikler Ünitesi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Arda Lembet ve Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Özlem Pata, riskli gebelikler hakkında şu bilgileri veriyor;

Bebeğe ait riskler

Yüksek riskli gebeliklerde, bebeğe ait olan en önemli risk faktörleri, bebeklerde genetik bir bozukluğun yani kromozomal bazı problemlerin olması. Halk arasında en çok bilinen Down sendromu bunlardan sadece birisi. Down sendromunun erken dönemde tanınması, ailenin isteğine göre hareket edilmesine olanak sağlıyor. İrili ufaklı sakatlıkların hepsi göz önünde bulundurulacak olursa, 100 gebelikten 2 ya da 3’ünde bu tür bir sakatlık oluyor.

Anneye ait riskler

Annenin yaşının 18’den küçük, 35’den büyük olması risk açısından önemlidir. Annenin daha önce iki veya üçten fazla gebelik kaybı varsa, adetlerinde düzensizlik varsa, daha önceki gebeliklerinde preeklampsi öyküsü, gebelikte hipertansiyon öyküsü varsa, ani bebek ölümü olduysa, daha önceki gebeliklerinde gizli şeker ortaya çıktıysa, anomalili çocuk ya da preterm doğum dediğimiz 37. gebelik haftası tamamlanmadan bir doğum gerçekleştirmişse o anne adayı risk grubunda sayılır.
Annenin şeker, guatr, ciddi hormonal hastalıklar, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, kanser gibi mevcut herhangi ciddi bir hastalığının olması, hem anne hem bebek açısından gebelik üzerine ek bir stres getirebiliyor.
Şeker hastası bir annenin hastalığı kontrol altında değilse, bebeğin kan şekeri çok yükseleceği için anneyle beraber bebekte de bazı ciddi bozuklukların görülme olasılığı söz konusu. Annenin sigara ve alkol içmesi de önemli bir risk faktörü. Çünkü sigara yoluyla zehirli maddeler, bebeğin beslenmesi için önemli olan kan damarlarında kasılmaya neden oluyor ve böylece bebeğin kanlanması bozuluyor.

Anne adayında hipotiroidi (tiroid bezinin az çalışması) varsa gebelik komplikasyonları artar. Mesela preeklampsi (gebelik zehirlenmesi), düşük doğum ağırlığı, postpartum (geç doğum), kanama oranları hipotroidilerde daha fazla. Bazı tiroid hastalıkları bebekte de guatra neden olabilir. Gebelik öncesinde zaten tiroid hastalığı olan annelerin doktorlarına danışmadan ilaçlarını bırakmaması gerekiyor.

Gebeliğe ait riskler

Gebeliğin kendisinden kaynaklanan bazı özel hastalıklar da bulunuyor. En önemlisi, her 100 kadından 7 – 8’inde görülebilen ve halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen preeklampsi. Gebelikte hızlı kilo alımlarında dikkatli oluyoruz. Çünkü preeklampsinin erken bulgusu olabilir.
Gebelikte ortaya çıkan ve gebelikten sonra ortadan kalkan bir başka hastalık da gebeliğe ait şeker. Gebelik şekeri, doğumdan sonra düzelse de bu anne adaylarının ileride diyabete yakalanma olasılığı da yüksek.

Tarama testleri

Takip sırasında özellikle risk durumlarının saptanması için bazı tarama testleri uygulanır. Bunlar arasında en önemlisi, halk arasında zekâ testi olarak bilinen ve kromozomal anomalileri saptamaya yardımcı olan 3’lü ve 2’li testlerdir. 3’lü test, gebeliğin 16 ile 18. haftaları arasında yapılan bir tarama testidir. Bu testle bebeğin risk grubunda olup olmadığı saptanıyor. Ancak testin pozitif çıkması bebeğin mutlaka Down sendromlu olacağı anlamına gelmiyor. Risk grubunda saptanan bebeğe, daha ileri tanı testlerinin yapılması gerekiyor. Bu testler, amniyosentez, koryon villus biyopsisi ve kordosentez adlarını alıyor. Hamileliğin daha erken döneminde, 11 ile 14. hafta arasında yapılan, duyarlılığı daha yüksek ve daha güvenilir bir diğer test de 2’li test. Aynı mantık bu test için de geçerli, farkı daha erken dönemde yapılması.

Halk arasında karından su almak olarak bilinen amniyosentez dediğimiz yöntem, 16 – 19. gebelik haftalarında uyguladığımız diğer bir yöntemdir. Amniyosentez ile bebeğin kromozomlarının değerlendirilmesinde 200 işlemde bir gebelik kaybı ihtimali bulunmaktadır. Bu risk koryon villus biyopsisindeki risk ile benzerdir. Geç dönem gebeliklerde uygulanan kordosentez adlı testte de bebek göbek kordonuna giden kan akımına gelip, oradan kan alıp, kromozomları tayin etme şansımız olabiliyor.
Bunun dışında bebekteki bazı kalp hastalıklarını, özellikle kalp ritm bozukluklarını anne yoluyla tedavi edebiliyoruz. Şeker hastalığının taranmasıyla ilgili olarak ise 24 ile 28 hafta arasında bir tarama testi uygulanıyor.